Kiklad Adaları’nın o her biri kendine has karaktere sahip parçalarına bakarken, son yıllarda ışığı daha parlak, sesi daha davetkâr bir yıldızın yükseldiğini fark etmemek imkansız: İos. Burası, Avrupalı gençler arasında çılgın gece hayatıyla çoktan Mykonos’un tahtını zorlamaya, estetik ve konaklama alternatifleriyle de Santorini’nin kalabalığına taze bir soluk getirmeye başladı. Ancak İos’u sadece bir eğlence adası olarak tanımlamak, onun barındırdığı derinliğe haksızlık olur. Adanın dört bir yanına dağılmış masmavi plajları, tarihin izini süren yürüyüş rotaları ve her köşesinde kadrajınıza girmeyi bekleyen o ikonik manzaralarıyla İos, tekrar tekrar dönmek isteyeceğiniz bir hafıza mekanına dönüşüyor. Kiklad mimarisinin en zarif örneklerini gördüğümüz ve kobalt mavisi ile beyazın mükemmel uyumuna hayran kaldığımız bu adayı hep bu minimal imgelerle hatırlayacağız.

Chora’nın dar sokaklarında yürürken karşınıza çıkan her kapı, her pencere pervazı, minimalizmin zirve yaptığı birer fotoğraf gibi. Antik dünyanın en büyük ozanı, Odysseia ve İlyada’nın yazarı Homeros’un bu topraklarda öldüğüne ve burada gömülü olduğuna inanılıyor. Annesi Clymene’nin İoslu olduğu ve büyük ozanın hayatının son demlerini geçirmek için bu huzurlu adayı seçtiği anlatılır. Farklı teoriler olsada en enteresan olanı ada halkının Homeros’a bir bilmece sorması ve Homeros’un bu bilmeceyi cevaplayamaması sonrası sıkıntıdan ölmesidir. Adanın Kuzey tepesinde Homeros’a ait olduğu düşünülen mezar alanı ve taş kalıntıları bu efsanenin günümüze kalan parçaları olarak ziyaret edilir.



Bugün adanın kuzey tepesinde, denize hakim bir noktada bulunan taş kalıntıları ve mezar alanı, bu efsanenin günümüze ulaşan somut izleri olarak ziyaretçilerini selamlıyor. O tepede rüzgarın sesini dinlerken, ozanın dizelerinin dalga seslerine karıştığını hissetmemek elde değil.
Ios’a gelir gelmez gittiğimiz Arkeoloji Müzesi’nden Evangelismos Katedrali’de doğru baktığımızda eski şehir tepelere doğru uzanıp ufalıyor. Gökyüzüne karışan Chora daha da masalsı duruyor. Katedralin hemen yanındaki Agia Ekatirini Kilisesi ise bizce Ios’un en güzel sürprizlerinden. Mimarisini estetik açıdan eşsiz yapan antik taş sütunları. Tam altında yatan Apollon Tapınağı’ndan miras sütunlar kilisenin sıvaları arasında binlerce yıldır nefes almaya devam ediyor sanki. Chora’nın labirent gibi sokaklarında yukarı doğru tırmanırken, yönümüzü kaybettiğimiz anda Ioslu bir amca, biz daha soru sormadan yardıma gönüllü oldu. Doğru yolu göstermek için önümüzde bir sağa bir sola hızla 40-50 basamak çıkıverdi. Onu gözden kaybetmemek için peşinden koşmak zorunda kaldık :) Ios’ta yaşayan yaklaşık 2300 kişi galiba bu basamaklar sayesinde hep zindeler.



Ios Adası – Tarihi Yapılar
Merdivenlerin sonunda karşılaştığımız Panagia Gremniotissa Kilisesi’nin (1797) mimarisi nefes kesiciydi, güneşin sert gölgeleri ile M.C. Escher’in İzafiyet resmini andırıyordu. Bahçesindeki palmiye ağaçlarının gölgesinde biraz soluklandıktan sonra patikadan tırmanmaya devam ettik ve zirveye doğru sıralanmış üç küçük şapeli ziyaret ettik. En yukarıdaki Agios Nikolaos Şapeli’ne çıktığımızda Ios’ta görmek istediğimiz her yer elimizin altındaydı. Kuzeyde Skarkos Arkeolojik Alanı, batıda liman, 17.yy’dan kalan Agia Irini Kilisesi, Giolos Plajı ve ufukta Skinos Adası. Doğuda Gaitis Yannis’nin çok sevdiğimiz ikonik silüetlerine ev sahipliği yapan Gaitis-Simossi Müzesi, hemen yamacında Odyseas Elytis Amfitiyatrosu. Güneyde ise manzaranın denize en çok yaklaştığı tepede Agia Anargyri Kilisesi.

Mitolojiye göre kıyılarında Sirenlerin (denizcileri güzel sesleri ile kandırıp kayalıklara sürükleyen deniz kızları) gezindiği mavilik şimdi farklı ülkelerden gelen yelkenlilere ev sahipliği yapıyor. Ios, eğlenceyi ve huzuru aynı anda sunabilen nadir yerlerden biri. Bu çok boyutlu ada, hem eğlenceli bir tatil arayanları hem de ruhunu dinlendirmek isteyenleri memnun edecek kadar da cömert.



Günü Chora’nın dar sokaklarında bitirirken, adanın sunduğu bu tezatlığın aslında en büyük zenginliği olduğunu anlıyorsunuz. Bir yanda binlerce yıllık tapınakların üzerine inşa edilmiş sessiz kiliseler, diğer yanda ise güneşin batışıyla beraber Chora’nın her köşesinden yükselen o bitmek bilmeyen enerji. İos, size hem Homeros’un sükunetini hem de modern dünyanın ritmini aynı gün içinde vadediyor. Eğer rotanızı bu adaya çevirirseniz kadraja giren her beyaz duvarın ardındaki tarihi katmanları, mavinin tonunu farklı yansıtan plajlarına vakit ayırın . Çünkü İos, yüzeydeki eğlencenin çok daha ötesinde, her köşesinde farklı bir çağın nefesini barındıran gerçek bir Kiklad hikâyesi sunuyor.
daha fazla fotoğraf instagram bayaiyi sayfamızda. Sormak istedikleriniz için bize instagram’dan dm yazabilirsiniz.







