Işığın ve gölgelerin ustası olarak bilinen Rembrandt van Rijn (1606-1669), barok tarzındaki resimleri ve ünlü oto portreleri ile Hollanda Altın Çağı’nın en verimli sanatçısıdır. Dünyanın en değerli sanatçılarından biri olmasına rağmen, kendisi malesef bu başarının ihtişamını yaşayamadı. Rembrandt’ın özel hayatı acılarla dolu geçti, 60 yıllık yaşamında 4 çocuğunun ve 2 eşinin vefatını yaşadı. 50 yaşındayken iflas etmesiyle tüm resimlerini ve mal varlığını kaybetti. Yaşadığı dönemdeki rütbeli askerlerin, para vererek kendilerinin şanlı resimlerini yaptırma egosu, Rembrandt’ın sanatını geliştirmesinde büyük rol oynadı. Günde1Resim.com projemde yer verdiğim, bence Rembrandt’ın en harika 7 resmi Night Watch, Artemisia, The Sampling Officials, Self-portrait as the Apostle St.Paul, Self-Portrait as a Young Man, Isaac and Rebecca  ve Belshazzar’s Feast. Artemisia Madrid, Prado Müzesi’nde, Belshazzar’s Feast Londra, National Galery’de, diğer 5 resim ise Rembrandt’ın mabedi Amsterdam’daki  Rijksmuseum’da.

Night Watch – Gece Devriyesi (1642)
Night Watch – Gece Devriyesi (1642)

Resim : Night Watch – Gece Devriyesi (1642)
Nerede : Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 3,63 m x 4,37 m

Night Watch resmini de komutan ve 17 muhafızı 100’er gulden ödeyerek yaptırdı. İlginç bir not, resimdeki davulcu, kompozisyon için resme dahil edilmiş ve bir jest olarak ücretsiz olarak resimde yer almasına izin verilmiştir. 100’er guldenden daha değerli bir jest. Rembrandt’ın askerlerin resmini yaparken, sanat adına bu resimde ortaya koyduğu en vurucu nokta, aslında orada olmayan küçük bir kızı ve yine orada hiç olmayan bir ışığın, o kızı apaçık ortada bırakan halini, hayal gücüyle resme eklemiş olması. Resmi her gördüğümde sadece kıza yaklaşmak ve doya doya seyretmek istiyorum.

Amsterdam,Rijksmuseum, 2005
Amsterdam, Rijksmuseum, 2005

Bu resmin kaderi de sahibinin şanssızlığını takip etti; 1715’te resim taşınırken, büyük ölçüde soldan, her üç taraftan da kesilerek küçültüldü, malesef 2 karakter tamamen yok oldu, 1975’te ekmek bıçağı ile, 1990’da ise asit ile vandal eylemlere hedef oldu. Resim restore edilerek kurtarılabildi. Resimdeki bu yaralar sadece çok dikkatli bakıldığında anlaşılabilir. Hollandalılar, bu eylemlerden korkmuş, resme kimseyi yaklaştırmıyor falan değiller.

2011’de Rijksmuseum Gece Devriyesi resmi için halka açık bir yarışma yaptı, herkes kendi gözünden Night Watch’u yorumlamakta serbestti, kazanan resmin önünde 2 kişilik bir yemek kazandı. Amsterdamlıların, Rembrandt, Vermeer gibi ustaların şaheserlerine yürüme mesafesinde yaşamaları yetmezmiş gibi, bir de devlet müzelerinin böyle muhteşem organizasyonlarına katılma şansı da bulabiliyorlar. Bu sanat şehrini kıskanmamak mümkün değil.

 

Artemisia (1634)
Artemisia (1634)

Resim : Artemisia (1634)
Nerede : Museo del Prado, Madrid, İspanya
Boyutu : 142 cm x 152 cm

Artemisia resminde ışığın ustası yine tüm yeteneklerini sergilemiş. Hem de hayatta olmayan, ünlü bir karakteri, hikâyesiyle resmederek. Artemisia II Caria, MÖ 392’de Anadolu’ya hükmeden ünlü Persi Mausolus’un eşi ve aynı zamanda kardeşidir. Mausolus hiçbir zaman kral olmamıştır, ancak Karya bölgesini topraklara katıp yönetmesiyle ünlüdür. Bu sapkın ilişkinin bir uzantısı olarak Artemisia, Mausolus öldükten sonra, küllerini bir sıvı ile karıştırıp içmiştir. Bu hikaye Rembrandt’ı da fazlasıyla etkilemiş olacak, Artemisia’yı külleri içmek üzereyken resmetmiştir. Artemisia, Mausolus’un ölümü ardından yönetimi devralmış ve dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Halikarnas Mozolesini, Mausolus için tamamlanmıştır. Halikarnas Mozolesinin 1500 yıl kadar ayakta kaldığı ve sonraki bir tarihte deprem sebebiyle yıkıldığı tahmin ediliyor. Saint Jean şövalyeleri bölgeye geldiğinde, mozoleden kalan taşları kullanarak, Bodrum Kalesi’ni inşa etmişler. Mozole bugün ayakta olsaydı, belki de turizm zengini bir ülke olurduk. Tuhaf şekilde restore edilen, Bodrum Kalesi ile yeterinde ilgi çekemediğimiz ortada!

The Sampling Officials (1662)
The Sampling Officials (1662) 

Resim : The Sampling Officials (1662)
Nerede : Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 191,5 cm x 279 cm

Sadece Rembrandt’ın değil, Hollanda resim tarihinin en önemli grup portresidir bu resim. Resim sipariş üzerine yapılmış, devlet binasında asılacağı yer bile hazırmış. Resimdeki 5 kişi numune kumaş inceleyen memurlar, çok önemli bir iş olmalı, kumaşı inceleyip tespitlerini deftere bir bir not alıyorlar. En arkada geride duran hizmetli, onun diğerleri gibi şapkası yok, sadece takke takmış. Resimde aslında 5 değil 6 memur varmış, bu x-ray görüntülerinde tespit edildi, Rembrandt sonradan görüntüyü rahatsız ettiğini düşünmüş olacak silmiş. Rembrandt bu resim için 3 eskiz çalışmış, en soldaki adamın oturması mı daha iyi ayakta durması mı, emin olamamış. Rembrandt’ı tanıyanlar bilir, onun tek derdi, resimdeki memurların konumu, ne iş yaptığı, nasıl göründüğü falan değil, soldan sızan güneş ışığını en iyi nasıl yansıtacağı. Nitekim resmi 1661’de tamamlamış ve duvarın sol üstüne tarihle birlikte imzasını atmış. Ancak sonradan birkaç detay eklemiş, kafasına takılanları düzeltmiş olacak ki, masa örtüsü üzerinde silik de olsa bir imza daha var, yıl 1662.

Self-portrait as the Apostle St.Paul (1661)
Self-portrait as the Apostle St.Paul (1661) 

Resim : Self-portrait as the Apostle St.Paul (1661)
Nerede : Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 91 cm x 77 cm

Rembrandt, 80’den fazla otoportresiyle, belki de en çok kendini resmeden ressamlardan biriydi. Onu bir kendini beğenmiş zannetmeyin, bütün derdi ışık ve gölge ayarını tutturmak için mümkün olduğunca fazla deneme yapmaktı. Bu otoportre Rembrandt’ın 55 yaşındaki hali. Amacı, havarilerden St.Paul’u anmaktı. İmzası ve tarih sol omzunun tam üstünde.

Self-Portrait as a Young Man (1628)
Self-Portrait as a Young Man (1628) 

Resim : Self-Portrait as a Young Man (1628)
Nerede : Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 22,5 cm x 18,6 cm

Rembrandt burada sadece 22 yaşında. Yüzünün tamamına yakını gölge altında. Ve hatta odak noktası sağ kulak memesi üzerinde. Hayranı olduğum ışık hüzmesi sağ elmacık kemiği üzerinde. Rembrandt’ın henüz bıyıkları terlememiş yüzünü, gelecek için yeteneğinin sinyallerini veren bu resminde görmek harika!

Isaac and Rebecca - The Jewish Bride (1667)
Isaac and Rebecca – The Jewish Bride (1667) 

Resim : Isaac and Rebecca – The Jewish Bride (1667)
Nerede : Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 121,5 cm × 166,5 cm

Rembrandt’ın vefatından 2 yıl önce tamamladığı bu resim, belki de en gizemli resimlerinden biridir. İlk kez iki sevgili arasındaki aşk, fiziksel olarak da gözlerimiz önünde. Elbette olabilecek en narin şekliyle! Erkek kadının omuzu koluyla sarmış, diğer eli göğsünde. Kadın ise onaylarcasına, erkeğin göğsündeki eline parmak uçlarıyla dokunuyor. Resimdekilerin kimliği tam olarak tespit edilebilmiş değil. Tahmin edilen bu çiftin Rembrandt’ tan onları Isaac ve Rebecca olarak resmetmesini istediği. Isaac yani İshak Peygamber, İbrahim Peygamber’in mucize oğlu, Yakup Peygamber’in babası. Rebecca ise Isaac’ın eşi. Resim sonraki yıllarda “Yahudi Gelin” olarak anılmaya başlıyor ve bu isim yapışıyor. Hâlbuki çıkış noktası sadece geline takılan kolye geleneği. Ancak ne kadının Musevi olması, ne de gelin olması ile ilgili kesin bir bilgi yok.

Belshazzar’s Feast (1636-38)
Belshazzar’s Feast (1636-38)

Resim : Belshazzar’s Feast (1636-38)
Nerede : National Gallery, Londra, İngiltere
Boyutu : 167,6 cm x 209,2 cm

Rembrandt’ın devasa ve etkileyici barok ressamlar arasında ben de varım demek için yaptığı resim bu. Bahsetmiştim, rahat resim yapabilmesi için, para alması gerekirdi. Resim bedava yapılamayacak kadar lükstü başlangıçta. Ancak para karşılığında resim yapması için, oto-portreler dışında da yetenekli olduğunu göstermesi gerekiyordu. Artemisia’da yaptığı gibi yine etkileyici bir konu seçti; Belşazzar’ın Ziyafeti. Konu bahane, maksat ışık ve gölgelerdeki yeteneğini göstermekti elbette. Daniel Kitabı’nda yer alan hikâyeye göre, Babil’in son kralı Belşazzar, büyük, içkili bir ziyafet verir. Kibirden gözü dönmüştür. Babası Nebukadnezar’ın kutsal Kudüs tapınaklarından getirdiği altın, gümüş çanaklarda şarap servis eder, ne büyük saygısızlık. İşte tam o anda duvarda bir el belirir, bir vücuda bağlı olmayan, havada harekete eden bir el duvara bir şeyler yazar. Herkes şoktadır! Rembrandt resmine işte tam bu şok anını yansıtmıştır. Kimse ne yazıldığını anlamaz, kâhinler bir şey söyleyemez. O gece Belşazzar ölür, Babil İmparatorluğu’nun sonu gelmiştir, Persler ve Medler toprakları bölerler. MENE, MENE, TEKEL, UPHARSIN, duvara yazılan ve kimsenin çözemediği 4 kelimedir. Anlamını bir tek Daniel çözer; Tanrı krallığını sona erdirdi, tartıldın ve eksin bulundun, krallığın Medlere ve Farslara verildi. Resimde Belşazzar’ı hayretler içinde duvara dönmüş görüyoruz. Babası Nebukadnezar ve annesi de dâhil tüm misafirlerle şokta. Resimde yüzü görünen kadın bana Night Watch’da nereden çıktığı belli olmayan o küçük kızı anımsatıyor, sizce de andırmıyor mu? Rembrandt’ın ışığı, Belşazzar’ın tüm açgözlülüğünü, üzerindeki mücevherlerden, altın çanaklarına kadar her şeyi görünürde bırakmış. Bugün bu hikâyede geçen “duvardaki el yazısı” pek çok kültüre bir deyim olarak girmiş durumda. Talihsiz bir olay karşısında, ya da kötü haber bekleniyorsa kullanılan bir deyim…