Bizim huyumuzdur, her yere önce arabayla gitmenin imkanı var mı zorlarız. İstanbul – Kars arası yaklaşık 1500 km olunca arabayla gitmenin üstünü daha telafuz etmeden çizmiştik. Zaten Doğu Ekspresi ile yolculuk yapmak gibi önümüzde kocaman bir hayal durduğu için planlar hep Ankara’ya arabayla gidip, Ankara’dan Kars trenine binmek üzerineydi. Burada da en büyük engel, Ankara – Kars arası Doğu Ekspresi ile yolculuk tam olarak 24 saat 29 dakika sürüyor. Akşam 18:00’de Ankara’da trene biniyorsunuz, hiç rötar olmazsa ertesi gün 18:29’da Kars’dasınız. Ankara’ya gitmek de yarım gün olsa gidiş dönüş 3 gün yolda geçmiş olacak, Kars’da 3-4 gün geçirsek en azından 1 haftayı ayırmamız gerekiyordu. Biz de kış ortası o bir haftayı bir türlü ayarlayamadığımızdan Kars’a gidişimizi erteleyip durmuştuk. Ta ki Okan’ların hazırladığı 4 günlük Kars turunu duyana kadar.

Okan kim derseniz, kendisi Bukla Man. Bukla Tur‘un sahiplerinden, eşi Arzu ile birlikte uzun yıllardır gerçek bir gezgin hayatı yaşıyorlar, keşfedip onayladıkları rotaları Bukla Tur’da gezginlerin katılımına açıyorlar. Bir tura katılmış gibi değil de Okan ve Arzu’nun misafiri gibi geziyorsunuz. Okan’la ilk kez Çok Gezenler Kulübü ile yaptığımız Karadeniz seyahatimiz öncesi tanışmıştık. Karadeniz’e Bukla Tur ile gitmemiştik ama Karadeniz’e gideceğimizi öğrenen herkes ısrarla “Bukla Tur’a danışın” dediğinden bir bildikleri olmalı diyerek, Okan’la yüzyüze tanışmış, danışmış, bizzat tavsiyelerini, yönlendirmelerini almıştık; o sayede masal gibi bir Karadeniz seyahati yapmıştık.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-7
Tigran Honents Kilisesi

Bukla Tur bizim akıl edemediğimiz Kars seyahatini planlamış, bir tur şeklinde eksiksiz olarak paketlemiş. Sabah uçağı ile Erzurum’a gidiyorsunuz, öğlen Doğu Ekspresi ile Kars’a yolculuk başlıyor. Kars ve çevresinde 3 gece ve gün geçirip 4. gün öğlen uçakla İstanbul’a dönüyorsunuz. 4 güne sığan Doğu Ekspresi tecrübesi yaşadık, görmek istediğimiz her yeri Sarıkamış’dan Çıldır’a fazlasıyla gördük, hem de üstüne Erzurum şehir turu yaptık ve nefis Cağ Kebabı molası verdik, yani fazlası var eksiği yoktu.

Siz de bizim gibi Anadolu tarihine meraklıysanız, Türkiye’de doğduğunuz için kendinizi şanslı hissediyorsanız, en az yurtdışındaki şehirler kadar Türkiye’deki harika şehirleri ve antik kentleri görüp hakkını vererek gezmek, keşfetmek istiyorsanız Kars Serüveni’ni üst sıralara almanızı tavsiye ederiz. 4 gün boyunca görüdüğümüz her şeyi eksiksiz anlatmaya çalışacağım.

Erzurum (1.gün)

Erzurum’dan Kars’a 13:57’de kalkan Doğu Ekspresi trenini yakalamak isterseniz İstanbul’dan Erzurum’a 3 uçak seçeneğiniz var. İstanbul – Erzurum uçakla 1 saat 50 dakika sürüyor. Atatürk Havalimanı’ndan kalkan Türk Hava Yolları uçuşlarına ya da Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkan Pegasus ve Anadolu Jet uçuşlarına bakabilirsiniz. Biz Sabiha Gökçen’den kalkan 08:40 Pegasus uçağı ile Erzurum’a gittik. Küçük havalimanlarının en güzel yanı uçak indikten 5 dakika sonra özgür olabilmek. Biz saat 11:00’de bizi Erzurum şehir merkezine götürmek için bekleyen transfer aracına binmiş, yerel rehberimizle tanışmıştık bile.

MÖ. 4900 yıllarında kurulduğu düşünülen Erzurum, 762bin nüfusu ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük şehri. 1853 metre rakımda olan Erzurum aynı zamanda Türkiye’nin en yüksekde bulunan ve kışları en soğuk geçen büyük şehri. Yüzyıllar boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Hititler, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Emeviler, Selçuklular (Saltuklu Beyliği), Moğollar, İlhanlılar, Safeviler ve Osmanlılar izlerini Erzurum’da bırakmış. Özellikle Malazgirt Savaşı’ndan sonra Erzurum’u merkez edinen Saltuklu Beyliği, şehirde Selçuklu Mimarisi’nin yansıtan harika eserler bırakmış.

Yakutiye Medresesi Minaresi
Yakutiye Medresesi Minaresi

Erzurum Havalimanı’ndan doğrudan şehir merkezine geldik ve Yakutiye Medresesi önünde araçtan indik. Yakutiye Medresesi’nin mavi ve mor geometrik süslemelerle yükselen minaresini görününce büyülenmemek mümkün değil. Yakutiye Medresesi 1310 yılında İlhanlılar zamanında inşa edilmiş. Kapalı avlusu olan medresenin kapısı ve duvarındaki figürler muhteşem. Medrese aynı zamanda Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılıyor. Biz Müze Kart ile ücretsiz giriş yaptık.

Medrese’den Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi boyunca yürüdük. Kalenin karşısında Saltukluların 1179’da yapımını tamamladığı Erzurum Ulu Camii ile hemen yanındaki Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın kızı Hüdâvent Hatun tarafından yaptırılan Çifte Minareli Medrese (1291) arasından geçtik. Çifte Minareli Medrese’nin çinilerle süslü minareleri 26 metre yüksekliğinde. Erzurum’da araçtan iner inmez gördüğümüz bu müthiş medreseler, Selçuklu mimarisini yansıtan geometrik süslemeler, hayat ağacı, ejder, pars, kartal gibi figürler, külah bölümü olmayan minareler, maviler, morlar resmen başımızı döndürdü, yakından baktıkça gözlerimiz bayram etti. Medresenin arka kısmındaki kümbeti Erzurum’daki en büyük kümbet. Çifte Minareli Medrese’ye sırtınızı döndüğünüzde ise ileride 3 Kümbetler göz alıcı manzarası ile adeta sizi çağırıyor. 3 kümbet arasında en büyük olan kümbetin Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12. yy sonlarında yapıldığı düşünülüyor. 2. ve 3. kümbetin ise kime ait olduğu bilinmiyor ve 14.yy’da yapıldığı düşünülüyor.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-2

3 Kümbetler’in hemen karşısında ise 300 yıldır ayakta olan Paşabey Konağı var. Bu konak yaşayan bir tarih gibi, evi gezmek çok keyifliydi.

Artık açlıktan yeni bir fotoğraf dahi çekemeyecek hale geldiğimizde transfer aracı bizi Cag Kebabı’nın mucidi olan Koç Tortum Cağ Kebap restorana götürmek üzere kümbetlerin hemen yakınında bekliyordu. Bu da turla gelmenin güzelliği, araç bizi Yakutiye Medresesi’nin tam önünde bırakmıştı, 3 Kümbetler’den aldı.

Cag Kebabı nefisdi, Türkiye’de yiyebileceğimiz en iyi etlerden biri olduğu muhakkak. Üstelik restoranın içi etnografya müzesi gibi, duvarlarda eski Erzurum fotoğrafları, ortam da çok keyifli. Cag Kebabı’nın yanında bir de yoğurt geldi ki hiç sormayın. Erzurum, Kars gibi yüksek rakımlı illerde yoğurtlar bir başka kıvamlı, krema gibi, inanılmaz lezzetli. Ama içimdeki obur konuşacak olursa Erzurum’da yediğimiz Cag Kebabı, Sirkeci’deki Şehzade Cag Kebabı’ndan daha iyi değildi. Zaten dönüşte Erzurum’dan hızımızı alamayıp Sirkeci’ye gittik, ustaya sorduk nasıl oluyor seninki Erzurum’dan daha lezzetli dedik, gülümsedi, pek keyiflendi, “Erzurum’da çok pişiriyorlar, bizimki daha sulu, ondan olabilir” dedi. Çok pişsin, az pişsin farketmez, bana Cag Kebabı verin her gün yerim.

Restoran Kongre Caddesi’nde olunca yemek biter bitmez ayaklandık. 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yapılan Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapan bina 1881’de Sanarasyan Ermeni Lisesi için inşa edilmiş. Kongre okulun 1. katında yapılmış. Malesef çıkan yangında bina çok zarar görmüş. 2014’de bina restorasyonla yeniden düzenlenmiş ve Kongre ve Milli Mücadele Müzesi ve Erzurum Resim Heykel Müzesi olarak hizmete girmiş. 1. katta orjinaline uygun olarak düzenlenen salonda Erzurum Kongresi’ndeki oturma düzenini görebiliyorsunuz. Biz müze görevlisinden Erzurum Kongresi’ni ana hatlarıyla dinledik, o sıralarda oturup o günleri düşünmek çok etkileyiciydi.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-3

Binadan çıkınca birkaç adımda Erzurum Tren Garı’na geldik ve Kars trenini beklemeye başladık. Kars seyahati sayesinde hiç planlarımızda olmayan bir şehri, Erzurum’u görmek bizim için harika bir sürpriz oldu. Erzurum’a yarım gün yetmedi, Palandöken’de kayak bahanesiyle bir kez daha gitmeyi umuyoruz.

Doğu Ekspresi ile Kars’a Ulaşım (1.gün)

Kars seyahatimize serüven hissini veren kesinlikle Kars’a Doğu Ekspresi ile gitmemizdi. Bu sebeple Kars’a gidecek herkese Erzurum’dan her gün Kars yönüne 13:57’de kalkan Doğu Ekspres trenini yakalamasını tavsiye ederiz. Ben Doğu Ekspresi’ne Erzurum dışında bir şehirden bineceğim derseniz kalkış saatleri ilk durak olan Ankara’da 18:00, Kırıkkale’de 19:53, Kayseri’de 00:48, Sivas’da 04:12 ve Erzincan ‘da 10:07. Ankara – Kars arası Doğu Ekspresi Treni’nde toplam 54 istasyon var, 24 saat 29 dakika sürdüğünü söylemiştim. Biz Erzurum’dan binince toplam 9 istasyon görmüş olduk. Yaklaşık 4,5 saatlik Doğu Ekspresi yolculuğumuzda istasyonlar Erzurum, Hasankale, Köprüköy, Horasan, Süngütaşı, Karaurgan, Topdağı, Sarıkamış ve Kars. Bu arada Erzurum’dan Kars sadece 204 km, otomobil ile 2,5 saatlik bir yol. Doğu Ekspresi’nin adı ekspres ama pek tabi otomobil ile ulaşımdan daha hızlı değil.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-5

Giderken Doğu Ekspresinin tadını yeterince çıkarttığımız için dönüşte doğrudan Kars Havalimanı’ndan 14:20 Anadolu Jet uçağıda bindik, hava kararmadan İstanbul’daydık.

Ben Doğu Ekspresine binmem, Kars’a uçakla hızlıca gider gelirim diyenler Türk Hava Yolları, Anadolu Jet ve Pegasus uçuşlarından gidiş dönüş seçimlerini yapabilirler ama Doğu Ekspresi’ne binmeyerek çok şey kaybederler.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-4

Beyaz krallığın içinden yavaş yavaş geçen Doğu Ekspresi’nin camı sanki dışarıdaki her sahneyi tablolaştırmak için hemen yanınızda. Dünyanın en büyük fotoğraf sergisine girmişsiniz gibi. Camdan geçen her görüntü ayrı bir fotoğraf. Daha önce adını bile duymadığınız yerlerde duranca tren, kapıdan dışarı bakın. Size el sallayan, merakla bakan hayatlara selam verin. Tren yol aldıkça her anın tadını çıkarın.


Kars (1.gün)

Kars Tren Garı’na Doğu Ekspresi ile dramatik bir giriş yaptığımızda hava çoktan kararmıştı. Yolculukla olmanın verdiği şımarıklıkla, tren garının büfesinde bulup aldığımız abur cuburları Erzurum – Kars arası 4,5 saatlik yol boyunca yedik. Kırıntılarımızın bir kısmını pulman vagondaki koltuklarda, bir kısmını da kahve servisi yapan vagonun yemek masasında bırakmış olabiliriz. Ama gofretle, fındıklı bisküvi ile karın doymuyor tabi. Cağ kebabının üstünden saatler geçtiği için Kars’a kurt gibi acıkmış geldik. Birkaç dakika sonra Kars’da 3 gece konaklayacağımız Kale Hotel’e yerleşmiş, akşam yemeği yemek üzere otelin teras katındaki masamıza oturmuştuk. Kale Hotel’in en büyük artısı lokasyonu. Taşköprü’ye birkaç dakika yürüme mesafesinde ve Kars Kalesi boylu boyunca otelin manzarası. Otelin mimari açıdan tasarımı vasat, ama fiyatı uygun, konforlu ve şikayet edebileceğiniz hiçbir şey yoktu. Yine de Kars’a gitmişken Baltık mimarisinden izler taşıyan, daha butik, daha lüks bir otelde kalayım derseniz Kar’s Otel’i tavsiye ederiz, bembeyaz dantel gibi bir binası var, biz çok beğendik.

Grubun bir kısmı yemekten sonra canlı müzik dinlenebilecek bir mekana gitmek, bir kısmı ise yürüme mesafesindeki Kılıçoğlu Pastanesi’ne gitmek için hazırlanırken biz Ani gezisi için dersimizi çalışmaya odamıza çekildik. Zaten her seyahatte gün sonu fazladan bir eğlence varsa biz illa sınıfta kalıyoruz, sonraki gün için araştırma yapmak ve günün fotoğraflarına bakmak varken bizi otelden çıkaracak o motivasyonu bir türlü bulamıyoruz. Yaşlanıyoruz ve yaşlandıkça huysuzlaşıyoruz galiba :) Okan yarın sabah 07:00 kahvaltı, 08:00’de tekerlek döner dedi, sözleştik.

Ani Örenyeri (2.gün)

Kale Hotel’in teras katına bu defa kahvaltı için çıktığımızda, Kars manzarası ile büyülendik. Akşam kaleyi ışıklandırması sayesinde görmüştük ama gün ışığında çok daha etkileyici. Kahvaltıda sunulan her kaşarın itinayla tadına bakıp, hepsine bayıldık. Henüz Büyük Zavotlar’da Kars Gravyeri tatmadığımız için en alelade kaşara bile bayılıyor durumdayız tabi.

Ekip toplanınca 2 araçla Ani’ye doğru yola koyulduk.

Kars merkezinden Ani 46 km, yaklaşık 40 dakika sonra Ani’deydik.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-8
Tigran Honents Kilisesi içi

Ani, Ocaklı köyünden hemen sonra ayakta kalan surları ile karşılıyor bizi. Arpaçay’ın hemen kenarında kurulmuş şehrin öncesi de M.Ö 5000 yıl geriye gidiyor. Arpaçay’ın hemen yanındaki mağaralar vadi boyunca uzanıyor. Bir an Kapadokya’ya bakıyormuş hissi veren vadi tarih öncesi yerleşimlerin kanıtı. Hem konumu, hem de hemen yanındaki akan nehir sebebiyle yerleşim olarak çok uygun bir yer burası. Şehir en parlak dönemini M.S. 950’li yıllarda Bagratlı Krallığı zamanında yaşıyor. 40 kapılı ve 1001 kiliseli şehir diye adı geçen Ani’nin o zamanlar nüfus olarak dünya üzerindeki en kalabalık 4 şehirden biri olduğu söyleniyor. Bagratlı Krallar sonrası Bizans, Selçuklu Hakimiyetine giren şehirde her kültürün bıraktıkları ile şekillenmiş topraklar kesinlikle görülmeye değer.

Arpaçay Kanyonu
Arpaçay Kanyonu

Ani’de tarih ve coğrafya adeta birbiriyle yarışıyor. Ayakta kalan surlar, kiliseler, katedral ve camii büyüleyici ama en az mimari kadar etkileyici olan Arpaçay ve vadi. Vadinin arkadasında yükselen karlı dağlar, Arpaçay’ın kıvrıla kıvrıla akan suyu ve bir zamanlar yerleşim olan mağaralar en az ayakta kalan yapılar kadar etkileyici. Bu coğrafya soğuk iklimine rağmen hem güvenlik hem de temiz su sağladığı için yüzbinlerce insanın yaşadığı metropol olmuş.

Aziz Prkitch Kilisesi / Keçel Kilisesi (1035)
Aziz Prkitch Kilisesi / Keçel Kilisesi (1035)

Bagratlı krallar Ani’yi hem güvenli hem de zengin bir şehir yapıyorlar. Ama taht kavgaları başladığında şehrin gücü azalıyor. Şehir 1035’de Bizanslılara satılıyor. Halk bağımsızlığını kazansa da 1064 Alparslan’ın ordusuna yenik düşüyor. Böylece Türkler Malazgirt’den önce Anadolu topraklarına giriş yapmış oluyor. Ani, Malazgirt Savaşı’ndan önceki 7 yıl boyunca Selçukluların bölgede güçlenmesini sağlıyor. Ani’yi bugün bir harabe haline getiren ilk darbe 1239’daki Moğol istilası, ikincisi ise 1319’daki büyük deprem. Son darbe ise Ruslar’dan geliyor. Ruslar bölgedeki 40 yıllık hakimiyeti sırasında Ani ile özel olarak ilgileniyorlar, yapılan kazı ve araştırmalarda ortaya çıkan taşılabilir eserler ve freskler dahil ne varsa alıp götürüyorlar.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-10
Ebul Manucehr Camii (1072)
Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-9
Büyük Katedral (Fethiye Camii)
Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-12
Abughamrents Kilisesi (1020)

Ani Harabeleri’nde bugün hala ayakta kalan, tek tek gezip görmenizi tavsiye ettiğimiz yapılar: Aslanlı Kapı, Aziz Prkitch Kilisesi / Keçel Kilisesi (1035), Tigran Honents Kilisesi, Büyük  Katedral (Fethiye Camii), Genç Kızlar Kilisesi, Bakireler Manastırı, İpek Yolu Köprüsü, Ebul Manucehr Camii (1072), Abughamrents Kilisesi (1020), Kervansaray, Gagik Kilisesi, Garcü Kilisesi, Selçuklu Sarayı, Ateşgede.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-13

Çıldır Gölü (2.gün)

Türkiye’nin sırasıyla Van, Beyşehir, Tuz, Eğridir, İznik, Burdur, Manyas, Acıgöl ve Ulubat’dan sonra 10. büyük gölü olan Çıldır Gölü’nün yüzölçümü 115 km2. Deniz seviyesinden 1960 metre yükseklikte bulunan tatlı su gölünde sazan başta olmak üzere alabalık ve kefal de buluyor.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-14

Çıldır Gölü, Ardahan ve Kars illeri arasında bulunuyor, yani gölün her iki ilde de kıyısı var. Ama Çıldır Gölü’nün kuzeybatı kıyısında bulunan yaklaşık 10bin nüfuslu Çıldır ilçesi Ardahan’a bağlı. En derin yeri 42 metre olan göl, kış aylarında buz tutuyor. Balıkçılar Çıldır’da eskimo gibi buzu kırarak balık avlıyorlar. Biz Ani ziyaretimizden sonra açlıktan gözü dönmüş bir halde Çıldır’a geldik ve gelir gelmez gölün kenarındaki Atalay’ın Yeri’nde masaya kurulduk. Burada adetten sazan siparişi verdik, madem ekmeğini Çıldır Gölü’nden kazananların velinimeti sazan balığı, tabiki onu sipariş edeceğiz. Ama dedim ya, insan yemekten çok masaya önden gelen yoğurda heyecanlanıyor bu coğrafyada. Biz masanın başındaki sobada ekmekleri kızartıp yoğurt, çeçil peyniri ve turşu ile karnımızı doyurmuştuk bile. Sazan ya çok pişmişti, ya da ben karnımı doyurduğum için kusur buldum, bundan çok emin değilim. Ama Çıldır’da mutlaka tadılması gereken bir tecrübe.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-16

Balık sonrası göl kenarında birkaç bardak çay içmek, üzerine de ikram olarak gelen helvadan yemek çok iyi geldi doğrusu. Göl normalde Kasım ayında donuyor, Nisan sonuna kadar tamamen donmuş şekilde, adeta bir buz ovası gibi kalıyor. Ancak kış aylarında beklenen soğuk hava 2016’da gelse de göl tam olarak donmamış. 2013, 2014 ve 2015’de yapılan Çıldır Altın At Kış Festivali 2016’da göl tamamen donmadığı için iptal edilmiş. Festival geçtimiz senenlerde kızak yarışı, cirit, okçuluk, güreş gibi bir çok müsabakaya ev sahipliği yapmış. Biz gittiğimizde gölün bir kısmı çözülmüştü, ama hala tamamen donmuş olan bir bölüm vardı, üzerinde atlarla çektiği kızaklara binerek gölün kenarında dolaşmak beyaz bir rüyada olmak gibiydi. Umarız Çıldır Gölü bu yıla kadar olduğu gibi kış aylarında donmaya devam eder ve olumsuz iklim şartlarından etkilenmez. Son 24 saatte yaşadıklarımızı düşünüyorum, Doğu Ekspresi ile Kars’a gelişimiz, Ani’de gördüklerimiz ve Çıldır Gölü’ndeki deneyimlerimiz dünyayı keşfetmeye meraklı herkesin mutlaka yaşamak isteyeceği türden benzersiz deneyimler. Peki neden burada hiç turist yok? Neden sadece biz ve bizim gibi birkaç yerli turist var? Üstelik yorucu ya da zorlu parkurlar da yok, çocuk ya da yaşlı, her yaştan insanın ayak uydurabileceği bir program. Neden aileler çoluk çocuk birkaç günlük kış tatilini burada yapmasın ki, bence sömestre için harika bir fikir.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-15

Şeytan Kalesi (2.gün)

Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü’nden sonra ne görsek beğenmeyiz zannediyorduk ama Okan’ı dinleyip peşine takıldık. Yol boyunca Yüzüklerin Efendisi’nde Gandalf’ı takip eden Hobbitler gibiydik. Yaklaşık 30 dakikalık bir patika yürüyüşünden sonra Şeytan Kalesi’nin tam karşısında manzaradan büyülenmiştik. Kars’a geldiğinizde Ani ve Çıldır Gölü sonrası Şeytan Kale’ne gidip günü taçlandırmanızı tavsiye ederiz. Bu muhteşem kale Çıldır ilçesine bağlı Yıldırımtepe Köyü’nde. Yolda arabayı park ettikten sonra yaklaşık 2 km’lik bir patikayı takip ederek kaleye ulaşıyorsunuz.

Kale yol boyunca farklı mesafelerden harika pozlar veriyor. Yol zaten uçurumun kenarında, bir taraftan oksijen sarhoşluğu. Kaleler genelde yüksek olan tepeye inşa edildir ya da kalenin hemen altında şehir kurulu olur ya, Şeytan Kalesi tam aksine sarp yüksek kayalıkların ortasında, vadideki daha kısa bir tepenin üstünde olduğundan sıradışı bir güzelliği var. Kalenin arka fonu bulutlar ve göyüzü değil, dağlar ve kayalıklar. Baya Tolkien’in romanında gibiyiz. Şeytan Kalesi‘ni Türkçe’de Şeytan anlamına gelen Albız halkının yaptığı ve 1064 yılından sonra Çıldır’ın merkezi olduğu söyleniyor. Şeytan Kalesi 1578’de Osmalı ordusu tarafından fethedilmiş.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-17

Katerina Köşkü (3.gün)

Sarıkamış’da 1896’dan günümüze ayakta kalan ve bugün kaderine terk edilmiş olan Katherina Köşkü ile başladık güne. Sarıkamış ilçesine girdiğimiz anda etraf bembeyazdı. Katerina Köşkü’nün alt kısmındaki yolda araba bizi bıraktığında köşke yürümenin bir ufak çaplı bir macera olacağından habersizdik. 10-15 cm karla kaplı patikadan birbirimizin adımlarını takip ederek dikkatlice çıktık. Sonra eve girmemizle birlikte köşkün kaç odası varsa herkes ortadan kayboldu.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-kar-1

 

Bu köşk 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşı sonrası bölgeye yerleşen 2. Çar Nikola tarafından hasta oğlu Aleksi için rehabilitasyon merkezi olarak yaptırılmış, av köşkü olarak da kullanılmış. Katerina, Çar’ın eşi, eşi için yaptığı düşünülerek yıllardır Katerina Köşkü olarak anılmış, köşkün adını halk koymuş gibi olmuş. Köşk 2 binadan oluşuyor, biri o dönem önemli toplantıların yapıldığı, rütbeli misafirler ağırlandığı Av Köşkü, diğer ise ailenin ve Çar’ın kaldığı asıl köşk bölümü. Mimari açıdan çok özel olan bu köşkte, peç sistemi yani bacanın duvarlar içinde dolaştırılması ile ısıtma sağlanıyormuş. Yekpare kütüklerin, birbirine geçmesi yani sıkıştırma usulü ile çivi kullanılmadan inşa edilmiş köşkün dış duvarları etkileyici. Köşkün turizme kazandırılacağı ve otel yapılacağı ile sürekli haberler çıkıyor ancak henüz çivi dahi çakılmış durumda değil.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-18

Sarıkamış Allahuekber Dağları Milli Parkı (3.gün)

2004 yılında milli park ilan edilen yaklaşık 23 bin hektarlık alana yayılan bu yemyeşil alan 2300 metre yükseklikte. Normalde bu yükseklikte görmeye alışık olmadığımız ağaçlar nefes kesiyor.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-20

Sarıçam ormanlarıyla kaplı Sarıkamış, doğal yaşam için de müthiş bir ortam sağlıyor. Biz karşılaşmadık ama parkda ayı, kurt, tavşan, domuz, porsuk, tilki, sincap, vaşak, keklik, doğan, yılan, kertenkele ve kaplumbağa görmek mümkün. Sarıkamış’da kuru ve soğuk hava sayesinde kristal kar oluşuyor, bu da kayak ve snowboard yapanlar için müthiş bir deneyim sunuyor. Sarıçam ormanları sayesinde pistte sis olmuyor ve çığ tehlikesi yok. Biz parkda doğrudan kayak merkezinin yolunu tuttuk, telesiyej için bilet alıp 1. etaba çıktık. Aramızdan birkaç kişi kayak yapmak için gruptan ayrıldı, bir defa daha telesiyeje binerek 2.700 metre yüksekliğindeki Bayraktepe’ye çıktı. Bir kısım ise hemen 1.etapda bulunan kafede oturup dinlenmek istedi. Biz hemen sağdaki yürüyüş parkuruna girip yaklaşık 1,5 saat boyunca sarıçamın kokusu ile ciğerlerimizi doldurduk. Parkur bitince Karanlıkdere mevkiinden telesiyeje binip Sancaktepe zirvesine arkadan çıkmış olduk, manzaranın tadına varıp kafede bizi bekleyenlerin yanına yemek yemek için döndük.

Sarıkamış Şehitliği Ziyareti (3. gün)

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmış, savaş sonrası doğuda Kars, Ardahan, Artvin ve Batum Rusya’ya verilmişti. 1914’de 1. Dünya Savaşı başladığında, Enver Paşa, kaybedilen topraklarımızın geri alınması için Rusya’ya karşı bir harekat planı hazırlamıştı. Ancak malesef özellikle zorlu kış şartları, erzak, kıyafet ve siyah yetersizliği gibi pek çok plansızlık sebebiyle harekat başarısızlıkla sonuçlanmış, 60 bin askerimiz şehit olmuştu. Sarıkamış Harekatı’nda kaybetiğimiz şehitler anısına yapılan şehitlikte durmadan Sarıkamış’dan ayrılmadık.

Kars Gravyeri ve Büyük Zavotlar (3. gün)

Henüz hava kararmadan Kars’a dönünce heyecanlandık; şu gravyeri deneme işini yarına bırakmasak olmaz mı Okan? Okan bizi kırmadı, hadi bakalım Büyük Zavotlar’a, oradan otele yürürüz dedi. Biz ne bilelim içerideki her peyniri tadıp kendimizden geçeceğimizi. İçerisi adeda bir tadım etkinliğine döndü, aklımda kalan son sesler; “hmm”, mmm”, “yomm”, “leziz”, “off”, “bundan yarım kilo”, “bundan 1 kilo ama ikiye bölelim”, “Vakum yapıyor musunuz?”, “Yapıyoruz ama tavsiye etmeyiz”, “Olsun biz yapalım yine de”. En iyisi Büyük Zavotlar diye ona gittik, bayıldık, daha iyisi var mı diye başka dükkanlardan tatmadık. Ama sizin bildiğiniz iyi markalar varsa lütfen önerin, onları da bilelim, deneyelim.

Bu dükkanın sahibini bir belgeselde izlemiştim, satış noktaları Büyük Zavotlar markası altında diğer ucuz ürünlerden satıyormuş, çok şikayet gelince isyan etmişler, artık ürünleri hiçbir yerde bulunmuyor, sadece kendileri satıyorlar, web sitelerinden de Türkiye’nin her yerine gönderiyorlar. Kars Gravyeri dışında bir de 2 yıllık mahsen kaşarı var, biz ikisinin de müptelası olduk. Zaten fiyatlar bizim İstanbul’da gördüklerimize göre çok uygun, lezzeti de mükemmel olunca düzenli alışveriş listemize girmemesi mümkün değildi. (Kars Gravyeri kilosu 45TL, Mahsen Kaşarı 25TL)

Kendimizi bu küçük süt ürünleri dükkanında peynirlere boğmadan önce Baya İyi okuyucularını unutmamış, elimizdeki dilimin kaç gram olduğu sorumuza en yakın tahmini veren ilk kişiye gravyer hediye göndereceğimizi söylemiştik. Döndüğümüz gibi de kargoladık, afiyet olsun.

Gravyer ismi İsviçre’nin Gruyère kasabasından geliyor. Kars’da, tıpkı Gruyère’deki gibi 2000 metre’nin üzerindeki yüksekliklerde taptaze otlarla beslenen ineklerin sütüyle gravyer yapılıyor. Zavot adı verilen kısa bacaklı ve yüksek yaylalarda gezen inek ırkından günde en fazla 10 litre süt alınıyor, Mayıs ve Haziran ayında bu ineklerin sütü sağıldıktan 1 saat içinde gravyer yapımına başlanması gerekiyor. Kars Gravyeri’nin eşsizliği aynı zamanda el işçiliği ile üretilmesinden kaynaklanıyor, ne kadar denense de fabrika ortamında bu lezzet ve kıvam asla tutturulamıyor. Grayverin en lezzeti hali için 12. aya kadar bekleniyor.

Kılıçoğlu Pastanesi

Doğu Anadolu’da yaygın olan Kılıçoğlu Pastanesi aslında normal bir pastane, ama Kars’daki şubesi şehri ziyaret edenler için bir buluşma noktası gibi. Gün sonu yorgunluk kahvesi içmek ya da tatlı yemek isterseniz doğru adres burası. 

Ocakbaşı Restoran 

Kars’da ocakbaşında ne işiniz var demeyin. Burası Kars’daki lezzetli etleri tadabileceğiniz, önceden sipariş verirseniz Kaz eti yiyebileceğiniz leziz bir restoran. Biz ertesi gün uçağa gitmeden önce kaz eti yemek için gelecektik ama bir gece önce dayanamayıp meşhur “ejder kebabı”nı yemeğe geldik, yanında da yoğurt tabiki. Gönüller bir olsun, keyifler yerinde olsun, insana yediği her şey leziz geliyor, burada da ne yesek biz çok sevdik. Ayrıca restoranda duvarda asılı olan eski fotoğraflara özellikle zaman ayırmanızı tavsiye ederiz.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-21

Kars Şehir Turu (4.Gün)

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-25
Kars’ın geniş kaldırımlı, geniş caddelerinde Baltık mimarisinin izlerini sürebilirsiniz.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-24
Fethiye Cami

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-22

Kars Çayı üzerinde ilk kez 1579’da yapılan 1719’da yenilenen Taşköprü, sağda 17.yy’da Osmanlı Mimarisi tarzında yapılan Cuma Hamamı, köprünün ilerisinde şimdi Kümbet Camii olan 10. yy’da Ani şehrini de kuran Bagratlı Krallığı’nın inşa ettiği 12 Havariler Kilisesi.

Kars’dan ayrılmadan Arkeoloji Müzesi’ne mutlaka gitmenizi, bahçesindeki heykellere ek zaman ayırmanızı tavsiye ederiz.

Kars-Erzurum-Dogu-Ekspresi-Seyahati-23
Kars Kalesi’nden Manzara

Şehir turumuz bittikten sonra kaz yemek için bir kez daha Ocakbaşı Restoran’ın yolunu tuttuk.
Yemekten sonra 14:20′deki Anadolu Jet uçağı için havalimanının yolunu tuttuk.

Böylece 4 günde tam bir serüven yaşamış olduk. Bölgede hem şehirde, hem doğada görülmeye değer ne varsa atlamadık. Doğu’nun büyüsüne kapıldık. Çok yedik belki ama günde 42,3 km yürümüşüz, her yere araç ile gidip gelmemiz rağmen bu kadar yürümemiz hiç fena sayılmaz di mi?